13 Şubat 2011 Pazar

Yalancı Bahar


Haftasonu boyunca pırıl pırıl bir güneş vardı gökyüzünde, beni de kandırdı, azdırdı ruhumu.. Çocuksuz ve kocasız zamanlarıma özlem duydum. Sürekli bir sokağa çıkma çabası ve ayak bağı olan herşeye içten bir kızgınlık hali. Ulan benim neyime çoluk çocuk..
İlk gençliğimden beri sevgili olayına tercih ederim kitap okumayı. Hiçbir aşksal durum beni Şeker Portakalı'ndaki Zeze kadar etkileyemezdi. İyi bir kitap, nutella kavanozu ile bir ömür geçirebilirdim ki bu tercihlerimi kalın camlı gözlüklerim ve koca totom ele veriyor hala.
Her bahar aşık olurdum üstelik. Bahar gelince bir coşar hedefli ya da hedefsiz aşk moduna girer kendimi çiceğe böceğe, dağa bayıra verir, doğaya karışırdım. Yazın mutlaka denizle haşır neşir olur, ama genelde hızla nutella ve kitap ikilisine geri dönerdim.
Kitap okumak benim tatilimdi, gerçek hayattan çalınmış mükemmel zamanlar. Ve baharsa aşk zamanı...
Ben aşkı çicek böcek, güneş bulut sanmıştım o zamanlar :p
Her neyse efenim kış ortası iki gün üst üste güneş gören bu deli gönül bir coştu, bir çağladı içime sığmadı. Haftasonu babamız da yoktu, o gelir gelmez yani pazar öglen zor attım kendimi sokağa, elimde Patti Smith'in Çoluk Çocuk adlı kitabı. Yaklasik 1,5 saat gibi rekor bir süre dışarda durdum, yanlız soğuktan okuduğum kitaptan tek kelime anlayamadım o ayrı.
Güneş ısıran cinstenmiş, hava buz, tenimin en kuytusu dahi dondu dışarıda kitap okuyacagım diye.
Hızla sıcacık evime, lokum oğluma koştum.
Kandırıkçı bahar seni..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder