17 Şubat 2011 Perşembe

Sarımsaklasak ta mi Saklasak


Dolu dizgin geçiyor günler koşturmaca içinde. Günlük rutin o kadar dolu ki şöyle bir içinden çıkıp, uzaktan bakamıyorsun.
Sarımsak’ım benim ballı lokma tatlım büyüyor. Öyle sağa sola gelişmesini yazıyorum aslında ama bir yazıyla derli toplu olsun istiyorum.
Öncelikle geçen ayı 9,300 kg ve 77,5 cm kapattık, oğlumuz minyon artık kabul etmek zorundayım yoksa çocuğun sürekli sınırlarını zorlayıp kendimi de onu da çıldırtıyorum.
Artık çok kafaya takmıyorum bazı yemek vakitleri geriliyoruz anne-baba olarak ama az yesin gerilmeyelim kararımıza genel olarak sadıkız bu ay.
Sanıyorum hiç kilo almazsa yine eski kavga dövüş, tıkıştırma modeline geri döneceğiz.
Yemek demişken inek sütüne 11. ay yudum yudum alıştırmaya çalıştığımız oğlumuza, doktor az süt alıyor akşam muhallebisini de süte yap demişti. 12. Ayın ilk haftası patladı bu iş.
Garibanım sevmediği ve zorla yediği yoğurtları ve sütlü muhallebiyi çığlık çığlığa ağlayarak geri çıkarmaya başladı. 2. Hafta kestik, bilumum çorba çeşitleri, kalsiyum açısından da sabah kahvaltıdaki peynir + süt tüm aldığı bir de o berbat meyve kavanozları. Minnoşum miss gibi taze meyveyi de sevmedi hiç ama kavanozları yiyor diye alıyorum, tazeyle karıştırdığımda yine yemiyor. Tam olarak ne isterse onu yapıyor diyebilirim. Yemeklere kalsiyum açısında zengin diye dereotu, sarımsak ekliyoruz artık saç diplerimiz dereotu kokuyor artık :)
Uyku konusunda ebeveyn dostu çocuk modeli. Ama özellikle babasının olmadığı dört gün annesine 12 saatlik kesintisiz uykular armağan etti lokumum.
İlk iki gün bu çocuk neden uyanmıyor diye merakımdan tüm gece uyumadım ama o da benim salaklığım, diğer iki gün keyfini çıkardım. Günde min. 2, gece min. 11 saat uyuyor.
Henüz yürümedi yani elimi tutarak yürüyor ama asla adım atmıyor tutunmadan, temkinli model başından beri böyleydi.
Endişe kumkuması biri olarak bu olayda fazla endişelenmedim 7. ayından beri emekleyen bir bebek sonuçta, ama 14. ay yürümezse biraz tırsabilirim şimdiden haber vereyim.

Neler yapıyor?
Parka gittiğimizde ayakkabılar ayağındayken hiç emekleme girişimi olmadı, hatta yürüttüğümüz için sevinç çığlıkları attı diyebilirim.
Ben şarkı söylerken ağzıma bakıp şarkı söylemeye çalışıyor.
Dudakları öne uzatıp huvv huvv yapıyor köpek gördüğünde.
Bazen nnneee diye sarılıyor.
Öpücük at dediğimizde bizim dudaklarımızdan atıyor.
Çirkin ol dediğimizde burnundan hızı hızlı soluyor.
Ağız, göz ve burun diye sorduğumuzda yerini gösteriyor.
Kırmızı topu istediğimizde gidip kırmızıyı seçip getiriyor.
Koltuklara tırmanıp, geri iniyor.
Sinirlenince yere yatmaya başladı bu ay.
Fış fış kayıkçı dediğimde hemen oyun moduna geçiyor.
Birlikte zıplıyoruz.
Kamyon ya da helikopter gördüğünde uzun uzun inceliyor.
Çocuk ve bebeklere kilitlenip kalıyor.
İç içe geçmeli, üst üste konmalı oyuncaklarla gereğince oynayabiliyor.
Dağıttığı mandalları topluyor.
Yerde kırıntı, toz bulursa annesinin eline veriyor.
Bardaktan su içme taklidi yapıyor.

Geçen ay yapılan kan testini ufak bir enfeksiyon provoke etmişti, belki tekrar alacaklar, belki bir de süt alerjisi testi alırlar çünkü bu hafta yine denediğim muhallebiden çok az yedi ve hırlıyor sanki sütlü bir şey yediğinde.
Haftaya 13. ayı olacak bebişimin 25 Şubat kontrolü var, bakalım karnede yine kilodan sınıfta kalacak mıyız?

2 yorum: