18 Şubat 2011 Cuma

çalışan anne olmak


Benim etrafımdaki çok az insan anne olduktan sonra çalışmalı ya da çalışmamalıyım kararını, bilerek, farkında olarak, detaylıca düşünerek alıyor.
Her zaman anne olduğumda çalışmayacağımı, tam zamanlı anne olacağımı sanırdım, bu sanrıda ablamın payı büyük yıllarca çalıştı, doğurdu, 3 yıl evde oturdu, oğlan anaokuluna başlayınca iş hayatına geri döndü.
Benim için farklı bir yol yoktu, doğum iznine giderken aslında içten içe dönüşü olmayacağını düşünerek veda ettim iş arkadaşlarıma.
Fakat kazın ayağı öyle değilmiş, perdeliymiş.
Çocuk bakmak dünyanın en zor işiymiş bana, benim gibi duygusal dengelerini kurmakta güçlük çeken bu sebepten rutininden çıkmayan, adaptasyonu zor, mükemmeliyetçi ve endişeli kadınlar için doğurmak dev bir travma.
Bir canlı dünyaya getiriyorsun, her şeyden değerli, senin canından çok daha önemli ama kendini beceriksiz ve yetersiz hissediyorsun zaten hormonlar bastırıyor sen ne kadar normal olsan da.
Üstüne plan program yok, sana bakacak bir aile üyesi, eş dost yok yıllarca tek ve hür yaşamışsın, evlenirken bir koli davetiyeyi verip “anne ben 3 ay sonra evleneceğim al bunlar davetiye, dağıtırsın” demişsin.
32 yıl boyunca bir Allahın kulundan yardım istememişsin, nasıl istenir onu bile bilmiyorsun.
Neyse efenim aldık bebeğimizi eve geldik kocişimle, hastaneden çıkarken de kimseye haber vermedik.
Ne kadar zor olabilir ki sonuçta 3 gün hastanede melek gibi uyuyan ve emen bir bebeğimiz vardı.
Kafamdaki şablon tıkır tıkır yürüyor, normal doğum yapmışım, bebeğimi emziriyorum.
12 saat geçmeden kriz patlak verdi.
Oğlum acıkmıyordu, hep uyumaya çalışıyordu sürekli uyandırıp emzirmeye çalışıyorum ama bir yandan da yavaş yavaş korkmaya başladım.
Ağlıyor ama meme veriyorsun almıyor, gazı mı var, altı mı pis öğretilen ne varsa yapıyorsun bana mısın demiyor.
Hastanelerin yenidoğan destek hattını arıyor bir yeni anne “bebeğim ağlıyor ne yapsam sakinleşmiyor” diyor.
Hemşire’den cevap “bebekler ağlar hanımefendi endişelenmeyin” embesilim ya ben.
Ben o çaresizliği tam da o an kalbimde hissettim.
Ertesi gün ilk işim annemi aramak ve yalvarmak oldu gelmesi için.
40 gün iki hafta evde annemle, geri kalanı ise kayınvalidemle geçti. İhtiyacım olan düzeni, güveni yine de kimse sağlayamadı bana.
Herşeyi organize etmek, bilmek, yapmak ve bir mucize gibi hemen oldurmak gerekiyordu.
Bebek bakımında tecrübeli bir bakıcı buldum 2. Ayın başında ondan sonra bir nebze düzene girdi savruk başlangıcım.
İlk ayın sonunda az kilo almıştı oğlum, mama desteğine başladık, biberonla tanıştık 2,5 ay zar zor yetti sütüm bu hengamede.
Tüm aile işe dönmeme karar verdi iki gramlık aklımı yitirmemem için.
Ömrüm boyunca ağlamadığım kadar çok ağladım beceriksizliğime o dönem.
Aile meclisi en çok beni tanıyan eşim zorla beni işe yolladılar.
Şimdi oğlum bir yaşında 2 bakıcı değişti arada.
Anca anlayabiliyorum işe dönmekle önce kendime, sonra oğluma büyük bir iyilik yaptığımı.
İlk bakıcımız düzeni kurmama yardımcı, bebek bakımını bilen kurt bakıcılardan, işi yapıyor ama sevgi ve çalışkanlık sıfır.
Beni çok hırpaladı, patron oydu bense çalışanı. O da yıprandı, bende.
Şimdiki bakıcımız çok daha iyi zaten evin her tarafı kamera ilk günden beri.
İş hayatı, benim konfor alanım, bildiğim işi yaptığım yer.
Kargaşa ve endişeden uzak ve zaten bebeğim olduğundan beri duygusal açıdan beni hiç yıpratamıyor iş hayatı.
Yani ben hiç beklemiyordum dönmeyi ama şimdi faydasını görüyorum.
Bir parçanı evde bırakıp gelmek ne kadar zor. Sadece seyretmekten bile zevk duyduğun bir parçanı.
Yine de gördüm çok faydasını. Benim için başka bir yöntem olamazdı, anladım.
Sırf doya doya yaşamak için anneliği, emzirebilmek, paniksiz keyfini çıkarmak için bir bebek daha isterdim ama şu an bu istek bile fantastik korku filmi gibi.
Eşime bile arada itiraf ettiğimde bu isteğimi ardından gülme krizine giriyoruz.
Sarımsak’ım büyüyor ve ben zevkle izliyorum artık. Daha önce blog yazmaya başlamış annelere minnettarım, Nurturia’ya hayranım.
Kendi imkanlarımla ve zamanla kurtulduğum bu çaresizliği, onları daha önce tanısaydım kesin daha çabuk atlatırdım, biliyorum.
İşte böyle bir şey çalışan anne olmak.
Bir gecede mükemmel anne olamadığım için kendimi daha fazla hırpalamaktan korudu beni.

7 yorum:

  1. bence matıklı ve çok yerinde bir karar olmuş.içinde bir yerlerde yok artık yapamıyorum,kafayı dağıtmam lazım uyarısı belirdiyse.gaza basmak ve o ışıklı yola sürmek lazım arabayı.vicdan hep muhakeme yapıyor elbet.erken mi ,2 yaşını mı 3 yaşını mı bekleseydim filan diyorsun ama o zaman da yetersizleştiğini kendinden bir şeylerin koparak gittiğini görüp işe devam kararını mantıklı bir plan dahiline alıyorsun.
    ben de o annelerden birisiyim.kızım 9 aylık olmak üzere.sanırım 1 yaşına girdiğinde tekrar işe döneceğim.dönmezsem kafayı yiyeceğim.kafayı yemiş bir annenin bırak evladına hayrı dokunmasını zararı bile olur düşüncesindeyim.çok uzattım:)yine uğrarım:)

    YanıtlaSil
  2. Sitare, her zaman beklerim.. Biraz ruzgar surukledi beni, allah bagislasin kizini.. İnsallah hayirlisi neyse o olsun kuzucuklar icin diyorum ben...

    YanıtlaSil
  3. Kendini bilmen ne güzel Fulya! İyi ki yazıyorsun, yi ki burdasın. Bak benzeşenler bir çatı altında toplanıyor yavaşça, misal sen, misal ben, misal Sitare.. gelirler demiştim değil mi:)

    Bu arada ben gelmeyeli epey post birikmiş, kendi meşgalemden ihmal etmişim okumayı..

    bir koşu bakınayım ..

    YanıtlaSil
  4. Deli annem, ne guzel terapiymis yazmak.. Galiba yanliz degiliz hicbirimiz degil mi? Ozletme kendini bir daha gidesin gelirse beni de gotur ;)

    YanıtlaSil
  5. uzun uzun yazarım aslında bu konuda ama onun yerine seni kendi yazıma davet ediyorum:
    http://neselihaller.blogspot.com/2010/11/calsan-anne-olmak-ya-da-olmamak.html

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  6. okudum, yorum bıraktım. Neşeli Haller, inan bize yaranılması çok kolay, insani şartlarda iş ve ev dengesi kurulsa hiç şikayet etmeyiz. Büyükşehir ve çekirdek aile ile zor..

    YanıtlaSil
  7. Canım sen kendin ve sarmısağın:) için doğru kararı vermişsin bence de.İkiniz içinde huzurlu olan yol hangisi olacaksa olmalıydı bence de.
    Bu konuda sana baskı yapmayan eşini ve aileni de kutlarım daha dar kafalı olanlar otur çocuğuna bak alışırsın zamanla cümleleri ile gereksiz stres yaratabiliyorlar.

    YanıtlaSil