23 Haziran 2011 Perşembe

Sarımsak'tan

Canım Günnük,
Aksattım seni ne zamandır, oysa boş bırakmazdım böyle uzun aralar.
Napalım be günnük iş, güç, hayat gailesi.
Ev bildiğin gibi yeni düzene adapte olmaya çalışıyor.
Bakıcı fena değil, inşallah daha da iyiye gider.
Sarımsak Bey, afiyetteler özellikle Cuma, Cumartesi mükemmel bir bebekti.
Bu iki gündür huysuz yine diş diyeceğim ama diş mi bilemiyorum. Sinirleniyor yeni yeni terrible two için erken aslında ama artık hiddetini gösteren bir bebek.
Eğer istediği bir şey olmazsa elindekini sertçe yere atma huyu başladı. Bir kere de babasının kafasına peçete attı ki gülme gafletinde bulundum, tutamadım kendimi.
Mini, asabi bir oğlum var.
Bunun dışında baya gelişmeler oldu tatil sonrası bizde, Eren pizza kraker yemeye başladı.
Ekmek doğranmış mercimek çorba içti geçenlerde. Artık acıkabiliyor, acıktığını belli ediyor, bu büyük aşama.
Oğlum artık aç kalmaz, yemek talep etmeye başladı rahatlığı geldi üzerime. O yüzden yemeğine fazla kafayı takmıyorum.
Akıllı bir oğlum olduğunu düşünüyorum ama sanırım tüm anneler aynı düşüncededir.
Priz koruyucuyu çıkarma aletini bulup yerlerinden çıkarmaya çalışıyor. Kaka yaptıktan sonra değiştirmesi için bakıcısına bez getirmiş.
Kelimeleri net seçilemese de söylediği bazı şeyler var. Ge (gel), go (gol), ebbek (bebek), abel (haber), lay lay lay (lay lay lay)
Bir şey istediğinde gösterip, ellerini hızlı hızlı açıp kapatıyor. Gel gel yapıyor dışarıdakilere, herkese el sallıyor ama yukarı aşağı değişik bir sallama çeşidi.
Hala sevgisini burun ısırarak gösteriyor, onun öpmesi öyle. Ne kadar şiddetli ısırsa o kadar seviyor demek.
Uyku düzeni Haziran başı gündüz teke düştü 2 saat. Akşam yine erkenden yatıyor kuzum ama uyanma saatimiz 05:30. Her zamanki gibi müdahale etmiyorum canı nasıl isterse.
Ya da gece yanımıza gelmek istiyor birlikte uyuyoruz sabaha karşı yatağına bırakılınca 06:30- 07:00’ye kadar uyuyabiliyor.
İyice lokum oldu bu çocuk günnük..
Her geçen gün daha büyük özlemle gidiyorum eve..
Geçen gün parkta beni şok eden bir gelişme oldu. Bir oyuncak market arabası bulmuş onunla oynuyordu, büyük bir çocuk geldi elinden kaptı. Ben ne yapacak diye bekliyorum. Bir iki adım attı ama peşini bıraktı arabanın 10-15 dakika başka şeylerle ilgilendi, çimlere dokundu, taşlarla oynuyor falan bir anda. Taşı aldı büyük çocuğa doğru gidip attı, Allahtan tutturamadı sakince anını kollaması beni çok şaşırttı.
Nasıl da kendi karakteri değişik ve kendine özel. Çocuğum olduktan sonra her gün bir canlının varoluşu, kendi fikirleri, hareketleri ile bu kadar farklı oluşu nedeniyle Yaradan’ın bu mucizesini izleme şansı bulduğuma şükrediyorum ben. (Cümle düşük olabilir bu kadar toplayabildim J)

10 Haziran 2011 Cuma

Düzen/siz

Son 3 haftanın hengamesi ve yorgunluğu yavaş yavaş yerini yeni düzene bırakıyor evde.
Yeni evimiz daha bir ferah ve insanlarla iç içe, iyi geldi bize.
Oğlum iki gündür daha güler yüzlü, ben sabahları giderken el sallıyor bana huzurla.
Akşamları yine beraber uyuyoruz ağlamadan, bir o yana, bir bu yana devrilerek, sarılarak, öpüşerek.
Her akşam biraz her şey rayında kalsın, değişkenler; bir dönem en azından sabitlensin diye dua ediyorum.
3 hafta üzerimden dev damperli kamyon gibi geçti. Annemi küstürdüm, eşimin teyzesini küstürdüm. Çok yoruldum zihnen. Hatta o kadar yoruldum ki hafıza problemleri ile uğraşmaya başladım.
Mamut hafızasına sahip ben, ajandasız çalışmakla övünen ben, işleri unutmasam da sosyallik amaçlı yapılan sohbetleri unutuyorum. Unutmakla kalmıyor beynimden siliyorum. İki olay yaşadım ve kendimden ürktüm. Cumartesi günü kendime baktırmaya karar verdim. Memory Center diye bir yere gidip 3 saat beynimi inceletmeyi düşünüyorum.

Yabancı bir kadınla nasıl yaşarız, eve yabancı bir kadın sokarsak rahatsız oluruz gibi bizi yaklaşık 1,5 yıldır engelleyen ön yargılarımızı daha büyük sayesinde yıkıyoruz.
Hatta yemek hazırlamamak, toplamamak, ev işi yapmamak gibi artılarla evimizdeki yabancı kadın artık yabancı gelmiyor.
Yemek yiyoruz, yemek bitiyor, hoop kadın kalkıp masayı toplamaya başlıyor karı-koca amelasyon ruhumuzdan vazgeçemediğimizden ısrarla yardım etmeye çalışıyoruz, bizi engelliyor.
Yani bir konfor, bir züppelik çok fenayım desem yeridir.

Oğlum büyüyor. Artık çok akıllı ve kontrollü hareketleri. Her şeyi biliyor, anlıyor ama sanki konuşmadığı için anlamayan biziz gibi hissediyorum.
Yemek düzeni, uyku düzeni bakıcı sirkülasyonu nedeniyle aniden değişti. Uykusunu teke düşürdü. Tek uyku 3 saatse sorun yok ama 1,5 saatse akşam huysuzluk nöbetleri geçiriyor.
Meyve olayını tamamen bitirdi. Fakat çok ilginç bir şekilde bisküvi talep ediyor, yiyor. Yemesi değil de istemesi beni zevkten öldürüyor. Bisküviye ve ekmeğe başladı nihayet hala yeni tatlara alışık değil ama çok umut vaat edici bir gelişme oldu bizim açımızdan. Geçen hafta öğlen mamasını yedirirken elini uzattı, kaşığı beraber tuttuk ve ağzına götürdü. Aferin oğlum dedikçe gülümseyerek tekrar etti içinde mama olan kaşığı kendi rızasıyla ağzına soktu. Bu yemeyen bebek anneleri için o kadar büyük mucize ki şimdi okurlarsa beni en iyi onlar anlayacaklar.
Yani oğlum bazen huysuz, bazen lokum. Bu sefer annesi izin alamadığı için değişik kadınlarla yeni düzenini kendi kurmaya çalışan olgun bir bebek o. Popişinde makata doğru minik bir sivilce çıkmış. İyileşmezse haftasonu doktora gideceğiz.
Hafta sonu işimiz çok ama ondan sonra biraz rahatlayacak hayatımız diye umuyorum.

Bu akşam koncişimin, hayatımın, çekirdek ailemin reisinin doğum günü. Akşama misafirlerimiz var, çok şahane bir pasta yaptırdım ona. Hayatımız düzene oturdukça, üzerimizdeki yük kalktıkça, aşkımızın tozu, pası siliniyor sanki.

1 Haziran 2011 Çarşamba

Değişik Bir Bakıcı Sorunu

Geçen hafta Perşembe günü ani bir telefon görüşmesi sonucu deneme maksatlı eve bir Gürcü bakıcı getirmiştim. Bir iş arkadaşımın kadının, arkadaşı. Güvenilir, temiz dediler.
Sabah “Tanrım, beni kullarına oyuncak mı yarattın” modundayken biraz daha açıldı depresyonumun koyu rengi. Annem arızaya geçmişti, Gürcü bakıcının gelişiyle ilk işi kaçmak oldu.
İlk gününden oğlumla kızı yalnız bırakmayayım diye eşimin teyzesi ve annesi geldiler Cuma günü. Yani gelen giden keşmekeş, tam tımarhane idi ev. İşten çıkıyorum ayaklarım eve geri geri gidiyor.
Kafamdaki tek hayal; oğlumu alıp, Şile tarafında bir otele mi yerleşsem biraz dinlensemdi.

Neyse kızın adı Liya, 40 yaşında boşanmış ve çocuksuz iki ablası var biri Gürcistan’da, diğeri burada çalışıyor. İyi bir kıza benziyor. Hafif asık suratlı, neşesiz bir yapısı olmakla birlikte Sarımsağımla beraberken güler yüzlü. Başta bu gamlı baykuş halinden çok endişelenmiştim. Şimdi çocukla güleryüzlü olduğunu düşünüp, nispeten rahatım. Cumartesi evin kalabalığını alıp, kızı evde yalnız bıraktık evi temizlesin diye. Çekirdek ailemle baş başa gezdik tüm gün aman bir iyi geldi, bir iyi geldi ki… Tabi her güzel şeyin bir sonu var, Pazar günü evdeydik.
Ben ciddi bir loğusa bunalımına girdim oğlumu yeni bakıcıyla bırakacağımı düşündükçe. Nasıl mutsuzum, nasıl rahatsızım. O Pazartesi geçti ya her gün geçer diye düşünüyorum şimdi.
Yeni işimde ilk gündü Pazartesi. Yeni iş arkadaşlarım yanımda, dakikada bir gözüm evdeki kamerada. Yeni bakıcıyla birlikte acil bir taşınma ihtiyacı hasıl oldu. Ev 2+1 kadın, çocukla aynı odada. Eskiden oğlum mıklasa odaya dalardım şimdi o rahatlığım yok, hem oğluşum sabah uyanır yataktan ben onu alana kadar keyif yapardı şimdi o da yok, akşam birlikte uyur, birlikte oynardık şu an çok kalabalığız. Aynı siteden ışık hızında 3+1 kiraladık. Bu hafta sonu taşınmayı planlıyoruz. Etti mi sana 3 YENİ. İŞ, EV, BAKICI.
Benim adaptasyon olayım yerlerde, cinnetime çeyrek var diye hissederken. Eşimin gün içinde arayıp, koli bul, nakliyeci ara, dolapçı ara istekleri de tavan yaptı. Hele dün sabah berbattı işe gelirken lastiğim patladı. Ama koli bulmak gibi önemli bir misyona sahibim. Elbise var üzerimde. İşyerinde bir arkadaştan lastikçiye gitmesini rica ettim, Allahtan kabul etti. Bu arada yeni ekiple aynı odadayız ve ortak çalışıyoruz. Odada cam yok. Arkadaş ben toplantıdayken lastiklerin çok eski, değiştirteyim dedi. Bende değiştirt dedim. Bunu öğrenen sevgili eşim bu hengamede bir de bu sebepten azarladı beni. Nasıl kaçasım var anlatamam. Berbat günün ardından eve geldim ama sinirler artık laçkalaşmış, çok üzgünüm. Bir beş dakika neden bu kadar üzgünüm diye düşündüm. Gerçek kabak gibi ortada “OĞLUMU ÖZLEDİM BEN” bunu bir kere sesli söyleyince, evde ortalık yerde maalesef oğlum bile salondayken, bakıcı ve eşimin teyzesinin yanında hıçkıra hıçkıra bir ağlama krizine girdim.

Oğlumu özlüyorum, kıskanıyorum, zor alışıyorum, birlikte yatmanızı istemiyorum arka arkaya kıza bunları ağlamamın arasında söyledim. İmaj yerle bir. Çocuksun sen neden evlendin dedi Liya bana J o derece acınaklı bir durumdayım. Oğlumu yıkadım, uyuttum, erkenden yattım. Sabah kadıncağız korkusundan sarımsakım uyanır uyanmaz getirdi kucağıma. Öptüm, kokladım lokumumu. Yeni eve geçince ben yatacağım oğlumla diyorum bir yandan gülüyorlar benim bu acziyetime, bağımlılığıma. Bu arada oğlan bana gelmemek 5 günlük kadınla kalmak için ağladı, eşek sıpası. Tam serseri erkek çocuğu dakikasına sattı. Zorla, kandırarak yanımda tuttum biraz daha sıkıştırdım. İşe geldim. İki gündür de arkamdan el sallıyor. Hem seviniyorum, hem özlediğim için üzülüyorum.
Tam delilik. Doktora gitsem ne yapacak, zaten deli hapı kullanan biriyim. İnşallah biraz düzene otursun, her şey sakinlesin bende düzelirim.
Liya’da bozulmaz umarım 4. Bakıcımız, yoruldum.

Diğeri de aradı dün. Hala hastaymış. Borcum var dedi, helal ettim.
Hasta hasta yakasına da yapışılmaz, hayatımın içine mıçtı ama kadın ne yapsın ister miydi hasta olmak diye empati kanallarımı zorluyorum.