14 Ocak 2012 Cumartesi

Yılın İlk Günleri

Şaaşalı bir yıl olsun bu yıl mantığıyla ilk günler şansımızı ve bütçemizi zorlayarak güzel bir tatille başladık. Oğlumun ilk yurtdışı seyahati, üstelik tur şeklindeydi, ama benim gezmeyi seven minik meleğim çok uslu durdu. 3 saat uçak, 3 saat otobüz arka arkaya anasını bile daraltırken, beklenenden çok daha uyumlu bir turistti.
Güzergah; Cote D'azur - Fransa. Nereleri gördük; Cannes, Nice, Monaco, Monte Carlo, Eze Village
İlk defa gördüm bölgeyi, Allah sezonunda da görmeyi nasip etsin diyeceğim ama ölü sezon bu kadar kalabalıksa, sezonu düşünemiyorum.
En bi özet: Fransızlar karizmatik, sıcakkanlı akdeniz kıyıları, rose şarap lezzetli, fragonard parfüm muadillerine göre ucuz ve herkes gibi kokmamanı sağlıyor.

2011'e şöyle bir baktığımızda güzel bir yıldı diyebiliyorum aslında.
  • güzel tatiller
  • yeni uyumlu yatılı bakıcı (eskisi kalabilseydi o da olurdu)
  • daha ferah bir eve taşınma (taşınma zor bir süreçti aslında)
  • bankada duran paranın aniden değerlenmesi
  • en çok istediğim yerden ev sahibi olma
  • zevk aldığın bir işe başlama (şu an zaman zaman kabak tadı verse de)
  • oğlumun 2. yılı, çok tatlı zamanı
  • bazı konuların su yüzüne çıkması (biraz kalp kırıklığı ama bilmemekten iyidir belki de)
yani şükredecek çok şey olduğunu görüp, seviniyorum açıkçası. Son 1,5 aya bakıp 2011'e haksızlık etmeyeyim bu postta dedim.

2012 daha iyi geçecek, tıpkı oğlumun yukarıdaki fotoda gülüşü gibi IŞIKLI geçecek. 
İnanıyorum.
Biz sağlıklı olalım, oğlum ışıklı gülümseyişiyle hayatımı aydınlatmaya devam etsin yeter. Bu sene de zengin olmasam olur bence.

Önümüz doğum günü telaşı şimdiden ona hazırlanmaya başladık.
2 yaş, annenin kendini daha bir toparladığı, yavrunun kendini daha bir bildiği yaş günü.

2 yaş bize bir papağan getirdi demiştim. Aşağıda videosunu da koydum.

video

"Ahtabop" deyişine kurban olduğumuz, her kelime, mimik ve ünlemi tekrarlayan lokum bir papağan.
Kendini, ne istediğini çok iyi bilen bir oğula sahibim şükürler olsun.
İstediği ayakkabı ya da montu giymemesi halinde hayatımızı zindana çevirse de onun bu kişilikli tavırlarına hastayım.
Bu hafta başbaşaydık oğlumla, dakikada 6000 kere öpebiliyorum sanırım kendisini, artık alıştı, itmiyor o da öpüyor üstelik. 
Dışarıda çalışan anne olmasam böyle olmazdı heralde. Bu mucizevi hissi kanıksardım hep yanında olsaydım diye düşünüyorum. Şimdi tadını çıkaramadığım için buruk, hem de onunla olduğum zamanlarda daha yoğun ve dolu dolu hissettiğim için mutluyum.

Bardağın yarısı dolu bu gece :)

2 yorum:

  1. O ışıltılı gözlerden fışkıran ok kirpikleri yerim:) Maşallah Sarımsak'ımıza önce..

    Bir de bardağın dolu tarafını en güzel şekliyle gören güzel anneyi ve yüreğini öperim. :)

    YanıtlaSil
  2. Canimmm... Bende cok operim..

    YanıtlaSil