10 Mayıs 2011 Salı

Kendime

Yoğun bir hafta sonu geçirdik, oğlum birçok ilki bir arada yaşadı. İlk saç traşı, ilk nikah organizasyonu ve ilk doğum günü partisini bu hafta sonu gördü. Saç kesimi özellikle sancılı olmakla birlikte aşırı yakışıklı olduğunu söylemek isterim. Diğer organizasyonlarda beklenin üstünde bir performansla uyum sağladı diyebilirim.
Bu hafta sonu Bir anneler gününü daha bıraktım geride, 2. Anneler Günümü…
2009 Mayıs sonunda öğrendim ben sarımsağımın varlığını, hamileyken anneler günü yaşamadım ama varlığını öğrendiğim ilk günler bacaklarımı kıstırıp yürüyordum ona bir şey olmasın, orada kalsın, buyusun diye. Anneler günüm başlamıştı aslında.
Cumartesi günü 12 yaşında bir kızdan kolbastı dersi alıp, zıp zıp zıplayan ben, pazartesi günü bacaklarını kıstırıp yürüyecek kadar şuursuzca istedim sarımsağımı..
İlk günler kabuslar görürdüm, bardak kadar doğduğunu, ve ona bakamadığımı, yanlışlıkla zarar verdiğimi, bu sebepten psikologa gittim.
Psikologa dedim ki “Hamileyim, bebeğimi çok istiyorum ama çok mutsuz hissediyorum, hep kâbus görüyorum. Tüm yakınlarım bana haksızlık ediyor, kimse beni umursamıyor”. Psikolog dedi ki, “Şimdi gel duruma bakalım bu bebeği yeterince istiyor musun, yoksa aldırman mı gerekli”
Delirdim, ne demek aldırmak, yüce irade karşısında ben ve duygu durum bozukluklarımın ne önemi olabilir ki, bebek gelmeyi seçtiyse gelecek, ben kimim ki böyle bir kararı verebileyim. Üstelik zaten çok istiyorum bu bebeği, sadece kendimi kötü hissediyorum. Bu isteğe rağmen neden böyle hissediyorum anlam veremiyorum. O zaman doğurunca bana gel dedi psikolog kadın bu gelen ve dengeni bozan hormonların bir de geri dönüşü olacak o zaman yine bana ihtiyacın olacak.
Ve durumumu beni tatmin edecek kadar anlamamı sağladı. Anne tanımım; çok sorumluluk sahibi, mükemmeliyetçi, kendinden vazgeçmişçesine kendini çocuğa adayan bir kadın. Ben o rolü hissedip içimde, ağırlığı altında ezilip, o an ki yaşadığım benmerkezci ve rahat yaşam tarzımın içine yediremediğimden bu çelişkiyi yaşamışım gibi bir sonuç oluştu kafamda. (Şimdi oğlum 15 aylık artık o yaşam tarzına yedirdim, bir orta yol buldum çok daha rahat hissediyorum)
Hormonal akımlardan zaten zar zor dengede duran tüm sinir sistemim bozulsa da.. Hiç bir gece uyuyamasam da Allah biliyor ya her şeyden çok istedim yavrumu. İlk aylardaki duygusal hassasiyetleri saymazsak, çok rahat bir hamilelik geçirdim. Sıfır yan etki, hatta güzelleştim. Tüm fiziksel durumum iyiye gitti. Hamilelikten önce yüksek performans göstermeyen organlar bile tıkır tıkır işledi.
Canı tatlı biri olmama rağmen normal doğum istedim, kendimi şaşırtan bir performansla başarabildim. Normal doğumun en zor yani beklemek ve başaramama fobisi olmalı, gerisi geçiyor, unutuluyor. 24.01.2010'da anne oldum saat 21:48 ilk görüşte ask ve kulağımda çınlayan doktorun sesi 21:48
Hayatımın miladı.
Bir daha asla o saatten önceki kadın, çalışan, es, evlat, kardeş, abla olmayacağım ben artık oğlumun anasıyım ve yeni bir benim. Tüm ilişkilerimi bu yüksek mevkii ile temize çektim o saat itibariyle. Artık ben ilk sırada değilim dedim, onun sırası. İlk aylarda, onu daha tanımadan ve hissetmeden önce korkudan kabuslar yaşamamı sağlayan bu durumu, onu tanıyınca canı gönülden kabul ettim, başımla beraber.
2. Anneler Günümüz.. Oğlum kendi halinde bir lokum.. Birlikte onun küçük parmaklarıyla buraya bir kuş konmuş, bu tutmuş oynuyor, kıkırdıyoruz. Onun gülüşü, varlığı her gün anneler günü bana. Ne kadar gülebilirse, ne kadar mutluysa o kadar başarılıyım ben bu hayatta, en önemli performans göstergem. O güzel suratı, yaramazlıkları, huyu, suyu her şeyi sebebim. Tek duam oğlumun ihtiyacı devam ettiği surece onunla ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmak.
Oğlumdan önce, eşime "seni çok seviyorum, insan anca doğurduğunu böyle sevebilir" derdim.. Büyük yalanmış, itiraf ettim geçenlerde. Doğurduğuna sevgin anlatılacak bir his değil.
Oğlumdan önce, geceleri dua ederken Allah’ım sevdiğim kimsenin acısını görmek istemiyorum, ilk beni al diye dua ederdim. Ne cahillik, her gece torunumu görmek için dua ediyorum şimdilerde. Oğlumun sayesinde kendimi, hayatı daha bir sevdim. Her şey çok daha anlamlandı.
Artık mutlu biriyim, eskiden mutlu muyum diye düşünürdüm. Mutluluk bir an meselesi ve oğlum içimi mutlukla dolduracak o kadar an yaratıyor ki, sadece izliyorum onu, oynarken, uyurken, seyrederken ve şükrediyorum. Her zaman inançlı biriydim ama şimdi o kadar çok şükrediyorum ve dua ediyorum ki.
Hayatimi sevgi, neşe ve ışıkla dolduran oğlum varlığın için hamd ediyorum.
Anneliği bana yaşattığın için, koşulsuz sevgiyi hissettirdiğin için.
İyi ki varsın lokumum. Anneler günüm kutlu olsun.

7 yorum:

  1. mutluluğun daim olsun oğlununla güzel günler görmen dileğiylr.
    bende hep eşime çok seviyorum oğlumu ama tarif edemiyorum diyorum gerçektende seviyorum kelimesi hafif kalıyor anlatacak kelimede şuan bulamıyorum .
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkürler Sezobigo güzel dileğin için. Hepimiz inşallah..

    YanıtlaSil
  3. gecmis anneler günün kutlu olsun.
    Hep böyle güzel seyler yazman dilegiyle :)

    YanıtlaSil
  4. Canım Fulyam nasıl dosdoğru ve tastamam yazmışsın içindekileri.. bayılıyorum sıcaklığına.. canım.. anneler günün her an kutlu olsun o halde:)

    YanıtlaSil
  5. ne kadar güzel ne içten bir yazı...defalarca okusam yeridir özellikle de şu dönemimde...ilaç gibi...

    YanıtlaSil